• Süleyman Aksoy

Dijital Göçmen Ebeveynlerin Dijital Yerli Çocukları: Dijital Çocuk

Dünya dönüyor, döndükçe içindeki yaşam suret değiştiriyor. Şimdilerde yaşamın suretinin temel belirleyicisi dijitalizm, içinde bulunduğumuz çağ dijital bir çağ. Hâl böyle olunca yaşamakta olduğumuz yaşamı anlamak için dijitalizmi irdelemek lazım geliyor. Psikiyatrist Prof. Dr. M. Kemal Sayar ile Uzm. Psk. Sezin Benli dijital göçmen ebeveynleri, onların dijital yerli çocuklarını ve aralarındaki ilişkiyi ele alan ortak bir çalışma meydana getirdiler. Dijital Çocuk'a dair aldığım notları, ulaştığım özetleri ve çıkarımlarımı paylaşmak istiyorum.

1. Bölüm: Dijital Nesille Tanışalım

"Dijital Yerliler" terimi kısaca dijital dünyanın içine doğan, ona aşina olan ve onu yetkin olarak kullanabilen insanları tanımlar. Dijital yerlilerin bazı ortak özelliklerini -istisnaları olmakla beraber- şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Görsel materyalleri algılayabilme kapasiteleri gelişkin.

  • El-göz koordinasyonu sağlamakta becerikliler.

  • Yeni uyaranlara tepki göstermekte hızlılar.

  • Beyinlerinde bir eksiklik yok, önceki nesle/nesillere göre farklılık var.

  • Çoklu görev (multi-tasking) durumlarına alışkınlar.

  • Dikkat süreleri kısa.

  • Ekrangenler daha çok ekrana bakarak okumakta ve öğrenmekteler.

  • Google etkisi ile bir tık uzaklarında olan bilgileri hatırlamak konusunda kendilerini zorlamazlar.

  • Seçme özgürlüğü konusunda önlerinde geniş bir tercih çeşitliliğine sahipler.

  • Etkileşimlerde aktif rol almaktalar.

  • Tüketimde hızlılar ve sahip olduklarını kişiselleştirme çabası içindeler.

2. Bölüm: Dijital Bağımlılık

Dijital dünya; elinde bulundurduğu güçlü uyarıcılarıyla, albenili ve sürekli güncel olan içerikleriyle, kolay ulaşılabilirliğiyle, sınırsız eğlence vadetmesiyle bir potansiyel bağımlılık adayıdır. Bu yüzden dijital dünya ile bağımlılık kavramı arasındaki ilişki incelenmelidir. Dijital bağımlılık, sorunlu bir davranış kalıbıdır. Bu davranışın temelinde dürtü kontrol problemi vardır. Dijital dünya içindeki sağlıksız varoluşun; üzüntü yaşarken mutluluk aramak adına dijital dünyaya sığınmak, ondan medet ummak gibi birtakım belirtileri vardır. Dijital bağımlılığı yalnızca ekran başında geçen süre gibi bir kriterle anlamak ve bu kriterden hareketle bağımlılığı alt etmeye çalışmak boşa kürek çekmektir. Bağımlılık kavramı birçok güçlü faktörün bir ara gelmesiyle oluşur. Sözün özü dijital göçmenler, bir bağımlılığı andıran her kontrolsüz teknoloji kullanımında dijital yerlileri "bağımlı" olarak yaftalamamalıdırlar. Sorun bu yaftalama ile geçiştirilirse sorunun altında yatan gerçek nedenler görülmez, neticede çözüm imkânsıza yol alır. Dijital dünyanın aşırı, ölçüsüz, sağlıksız kullanımının altında yahut beraberinde başka psikolojik rahatsızlıklar olması kuvvetle muhtemeldir. Çocuğun dünyası ve psikolojisi keşfedilmeyi beklemektedir.


3. Bölüm: Ekran Başı Oyuncuları

Çocuklar yetişkinlerin aksine duygu ve düşüncelerini ifade ederken sözel veya yazılı bir yol izlemezler. Onlar duygu ve düşüncelerini oyunlar aracılığıyla dışa vururlar. Oyun çocuğun dilidir. Çocukları anlamak onların oyunlarını anlamaktan geçer. Bilgisayar oyunlarının özellikle çocuklar arasında yaygınlaşmasıyla onların neden bu oyunları oynamak istediği incelenmiştir. Bu incelemeye verilebilecek çeşitli cevaplar mevcut olmakla birlikte önemli cevaplardan biri bu oyunların çocukların -özellikle psikolojik- ihtiyaçlarına cevap verebilmesi. Her ne kadar dijital de olsa ele avuca alınamayacak da olsa, o oyunların yaşattığı duygular gerçek. Çocuklar bu oyunlarla eğleniyor, bu oyunlardaki başarıyla gururlanıyor, bu oyunlarla özgürlük duygusunu yaşıyor. Hayal kurmanın, denemeler yapmanın tadına varıyor. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Bilgisayar oyunları artı olarak çocukların görsel becerilerini geliştirir, onları mesleklere hazırlar, onların stres atmasına imkân sağlarken eksi olarak fizyolojik-psikolojik zedelenmelere müsebbip olabiliyor. Oyunun çocuğa uygun olup olmadığı, oyunun şiddet, duyarsızlaştırma, öfke temalarını içerip içermediği ve Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) bu noktada ele alınmalıdır. Yetişkinler oyunlar hakkında bilgi sahibi olmalı, oyunların artısı ve eksisini tartıp çocuklara nasıl etki ettiğinin farkında olmalı ve çocukları yönlendirebilmeli.


4. Bölüm: İnternette Çocuk

Gerçekte yaşananlar ve sosyal medyaya yansıyanlar -bir bakıma gerçek-sanal ayrımı- arasındaki fark altı çizilesi bir husustur. Keza sanal unsurların gerçekliği iyileştirdiği noktada değerli olduğu altı çizilesi bir husustur. Madalyonun ön yüzünde çocukların internetin imkânlarından faydalanmasını desteklerken, arka yüzünde bu imkânların olası tehlikelerinden onları koruyacağız. İnternette Çocuk bölümünde sosyal medyada çocuklar, empati ve internet, siber zorbalık ve cinsel istismar konuları öne çıkmış.


5. Bölüm: Dijital Çağ ve Aile

  • Teknoloji mevcut yaşamın bir parçası olduğu gibi ailelerin de bir parçası.

  • Teknoloji ailenin kaliteli zamanından çalıyor.

  • Teknoloji birey için aileden uzaklaşabileceği bir ortam.

  • Dijital çağ ve aile başlığı yalnızca çocukları kapsamıyor, söz konusu olan bir bütün olarak aile. Bağımlı olan ya da bağımlılık yolunda ilerleyenler yalnızca çocuklar değil, kimi yetişkinler de bu yolda ilerliyor.

  • Mevcut çağda dijital göçmenler, dijital yerlilere ebeveynlik yapıyor. Bu, ebeveynlik tarzının da değiştiği anlamına geliyor. Bu çağda ebeveynliği çocukların gelişimi açısından en doğru biçimde yürütmek için yetkili ebeveynlik tarzına değer vermek ve onu benimsemek gerekiyor. Yetkili ebeveynlik; makul beklentiler, sınır koyabilme, çocuğa karşı ilgili, duyarlı ve kabullenici gibi anahtar kelimeleri bünyesinde barındırır.

6. Bölüm: Teknoloji Kullanım Kılavuzu

Ebeveynlerin Ortak Endişeleri alt başlığı altında "Okul öncesi çocuğum neleri izleyebilir?", "Odasında bilgisayar olmalı mı?" gibi ebeveynlerin teknolojinin çocuklar üzerindeki etkilerine dair ortak endişelerine yanıt verilmeye gayret edilmiş. İlerleyen sayfalarda ise şu benzeri önerilere yer verilmiş:

  • Çocuğunuza dijital dünyada kendini korumayı öğretin.

  • Medya okuryazarlığı eğitimi verin.

  • Oynadıkları oyunu tanıyın.


Dijital bir çağ, dijital yerliler ve göçmenler, karşısında saatler harcanan ekranlar... Bütün bunlar insanda bir karmaşa hissiyatı uyandırabiliyor. "Bu nasıl bir karmaşa, bu karmaşa nasıl çözümlenebilir?" tarzında sorular üretiliyor. Bu karmaşanın insanın iç dünyasındaki karşılığı çoğunlukla endişe oluyor. Endişeye mahal veren temel etmen dijital dünyanın içine doğmamış olan dijital göçmenlerin dijital çağa duyduğu yabancılık. Bu yabancılıkta dijital çağı tanımanın, onun hakkında bilgi sahibi olmanın, onu anlamlandırmanın zorlukları bulunuyor. Dijital göçmenlerin çağın yabancıları iken dijital yerliler çağın aşinaları. Kuşaklar arasındaki farklılığın, zaman zaman gerçekleşen çatışmanın sebebi bu yabancılık-aşinalık. Dijitalizmi incelediğimizde onu göklere çıkaranlar olduğu gibi yere vuranlar da var. Yani ne tamamen siyah ne tamamen beyaz. Dijital Çocuk; dijital göçmenlere sorgulayıp araştırarak içinde bulunulan çağı, ögelerini ve yeni nesli tanımayı, dijital yerliler ile aralarındaki uçuruma köprü kurmayı, dijital yerlilere teknoloji ile ilişkilerinde aracılık edilmesini salık veriyor.


İlk bölüm Dijital Nesille Tanışalım içerisinde yer alan alt başlıklardan birisi olan Çağa Ayak Uyduran Eğitim'i, bir alt başlıktan ziyade kitabın bölümlerinden birisi olarak görmeyi dilerdim. Nitekim çağ ile birlikte evriliyor eğitim de. Bu evrilme sürecinde eğitimin değerinin azalmaması ve çağa ayak uydurabilmesi için Çağa Ayak Uyduran Eğitim'in gündemde daha çok tutulması gerekliliğine inanıyorum. Bu alt başlık bir öğretmen olan bende özel bir yere sahip oldu.


Bugünlerde kitaplardaki görsellik unsurlarına merak sardım. Bu merakımın önderliği ile Dijital Çocuk'taki görsellik unsurlarını dikkatlice incelemeye çalıştım. Rahatlıkla söyleyebilirim ki Oğuz Demir illüstrasyonları ile kitabın değerine değer katmış.


Alanında uzman olan iki isim Sayın Kemal Sayar ve Sezin Benli'nin katkı verici bakış açılarını içeren öğretici Dijital Çocuk'tan alıntılarla yazımı sonlandırıyorum.


"16. yüzyılda kitaplar yaygınlaşmaya başlayınca birçok insan kitapların unutkanlığa yol açacağını çünkü artık hiçbir şeyi hafızada tutmak gerekmeyeceğini iddia etmişti."
"Eğitim sisteminde çocuklarımızın geleceğini düşünen, büyük emekler verip uzun saatler çalışan çok değerli eğitimcilerimiz var. Ancak bir yandan da teknoloji çağındaki çocukların düşünme şekliyle, çocuklara öğretme biçimimiz arasındaki makas gün geçtikçe açılmakta."
"İnternet ve bilgisayar kullanımı hayatımıza o kadar kısa bir süre önce girdi ki hiçbirimiz onun hızına ayak uyduramadık; bu teknolojiyi avantajlarını ve tehlikelerini sindirerek hayatımıza dahil edemedik."
"Bilgisayar ve internet kullanımı çocuğun hayatının diğer alanlarını etkilemeye başladığında problem oluşturur."
"İnternet ya da bilgisayar başında çok fazla zaman geçirmek bağımlılık şeklinde tanımlanmamakta ve henüz hiçbir psikiyatri kitabında tanı olarak bulunmamaktadır."
"Bilgisayar oyunlarının heyecanına alışmışken kırk dakika boyunca derste oturmanın durağanlığı çocuklara sıkıcı gelir."
"Teknoloji her ne kadar yeni olursa olsun, bizim ebeveynlik görevlerimizde hiçbir değişiklik yok. Çocuklarımıza yüzmeyi ya da bisiklet sürmeyi öğrettiğimiz gibi dijital dünyada da güvenli ve etik bir şekilde yaşamayı öğretmemiz gerekiyor."

Süleyman Aksoy


Yararlanılan Kaynak: Sayar, K. ve Benli, S. (2020). Dijital çocuk. İstanbul: Kapı Yayınları.


Dipnot: Kitabın konusuyla bağlantılı olan, kısaca sosyal ağların insan hayatı üzerindeki etkilerini ele alan bir belgesel tanımak isterseniz sizi The Social Dilemma'yı ele aldığım yazıma davet etmek isterim: https://www.egitimlik.com/post/the-social-dilemma-sosyal-ikilem


#dijitalizm #dijital #dijitalçağ #dijitalçocuk #kemalsayar #sezinbenli #ebeveynlik #teknoloji #eğitim #eğitimlik #süleymanaksoy

90 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

E-Posta Bültenimize Abone Olun!

  • Gri Instagram Simge
  • Gri YouTube Simgesi
  • Twitter

Copyright © 2019-2020  Eğitimlik - Eğitimi Düşünen Blog

egitimlikblog@gmail.com