top of page

İyileşeceğiz Elbet

Güncelleme tarihi: 11 May 2023

“Hafif acılar konuşabilir ama derin acılar dilsizdir." demiş ya Seneca, öyle günlerden geçiyoruz ve daha geçeceğiz ki içimizdeki ateşi kelimelere sığdırmak mümkün görünmüyor.

Kötüyüz ama nasıl diyelim?…Bu kadar insan ölüm kalım mücadelesi vermiş ve kalanlarda yaşama tutunmaya çalışırken onları düşündükçe daha da kötüleşiyoruz ama kötü hissettiğimizi dile getirmeye de utanıyoruz.

Birbirimize nasılsın diye sorarken çekiniyoruz çünkü hepimiz üzgünüz, hepimiz çaresiz ve hepimizin bir yerlerine dokundu bu büyük acı….

Çare olamamak, varlığında yetersiz olmak, edilgenlik ve köşeye sıkışmışlık hissi hepimizin yaşadığı ortak duygu diye düşünüyorum…Bazen acının dışında olmak, içinde olmak kadar zor.. Ulaşamamak, yetmemek, yetememek….

Akşam yatarken sabaha planlarımız oluyor ya; yarına, birkaç gün sonrasına ve geleceğe dair... Ama hiçbir zaman bilemiyoruz sabaha uyanacağımızı, kimse de bilemiyor.

6 Şubat 2023'te binlerce insan o aydınlık sabaha gözlerini açamadı, yetişilemedi, kurtarılamadı, ulaşılamadı… Kurtulanların da hayatları bıçak kesiği gibi…

6 Şubat sabahından beri toplumsal bir şok durumunu birlikte yaşıyoruz.

Sabahın ilk saatleriyle başlayan kan donduran görüntüler, viran olan evler, saatler günler geçip insanların feryatlarını yüreğimizde hissettikçe daha da arttı çaresizlik hissiyle boğazımızdaki düğümler…

Ekranlara kilitlenip bir şeyler yapamamanın ne denli dehşet verici olduğunu da iliklerimize kadar hissettik bu felakette. İyileşmesi yıllar alacak toplumsal bir travma yaşıyoruz, duygularımız enkaz altında bizim de. Yesek suçlu, uyusak huzursuz, otursak rahatsız oluyoruz ki varlığımızdan kahroluyoruz günlerdir…

Kan bağı değil can bağıyla bağlıyız birbirimize çünkü…

Tüm ülke felaket haberiyle teyakkuzda geçti; 10 koca şehir, 15 milyona yakın insan, yıkılan yüzlerce bina, binlerce insan, bu kadar geniş bir alanda canhıraş mücadele edenlere her türlü destek için seferber oldu yüce gönüllü insanlarımız.

Oralarda kurtarma mücadelesi yapılırken her şehirde de bir yandan yardımlar toplanarak ulaştırılmaya çalışıyor bir umut olsun diye. Zamanla yarışılan günlerde zamana karşı can telaşında mücadele veriliyor. Ama yetemiyoruz..

Herkes bir şeyler yapmaya çalışıyor kendince.

Kimin elinden ne gelirse -ne gelebilirse-ne yapabilirim derdiyle ciğerimiz yanıyor.

İhtiyaç listeleri paylaşılıyor sosyal medya üzerinden sürekli. Kayıplar, arananlar, hâlâ enkaz başında çaresiz bekleyenler, kurtarılanlar, ulaşılamayanlar, sıcak yemek ve yer bulmak için uğraşanlar derin izler bırakıyor her görüntüde. Fotoğraflar, videolar, sesler içimizi parçalıyor. Ulusal ve uluslararası yardımlarla devletin tüm imkânları seferber edilse de yetmiyor. Herkes ama herkes, her kurum ve kuruluş, dernekler, vakıflar, odalar, büyük küçük firmalar aklımıza ne geliyorsa destek vermeye çalışıyor. Ama yetemiyoruz.

Yine büyük bir sınav veriyoruz hep birlikte…

Yaşandı evet hiç yaşanmasaydı demek için bile çok geç…

Bundan sonra odaklanmamız gereken iyileşmek ve en önemlisi de iyileştirebilmek. Bu acıyı hiç unutmadan sürdürülebilir yardım ve desteklerle iyileşme sürecinde olmamız gerekiyor.

Toplum olarak çok kısa sürede unutuyoruz her şeyi, sürdürülebilir düzelme sağlayamıyoruz o yüzden hatalarımızdan ders alamıyoruz…

Destek bundan sonrası içinde çok önemli, daha koca bir enkaz kaldırılacak bu ülkede.

Kaç milyon insan etkilendi, kaç kişi ailesiz- evsiz- işsiz kaldı. Daha fazla kenetlenme, bir olma, güçlü olma zamanı, uzun bir iyilik yolculuğunda hep birlikte olma zamanı, acıyı iyileştirme zamanı bundan sonraki süreç…

Birkaç ay hatta birkaç yıl sonra bile ölen öldüğüyle kalan acısıyla kalmamalı…

***

10 şehirle birlikte hepimiz çöktük. Ölü ve yaralı sayısı daha nereye kadar yükselecek bilemiyoruz. Uzun yıllar bu travmanın yaraları sızlamaya devam edecek ama ders alıp ayağa kalkmak zorundayız.

En büyük gücümüz birbirimize destek olmak, birbirimizin elinden tutarak ancak ayağa kalkacağız, kenetlenerek aşmaya çalışacağız soğuk ve uzun geceleri. Başka çaremiz yok. Birlik beraberlik içinde saracağız yaralarımızı ve geride bırakacağız bu günleri de içimiz acıyarak…

İtişip kakışacak, eksik kusur arayacak, olumsuza odaklanacak zaman değil.

Yapıcı tavra, iyileştirici dile ihtiyacımız var sadece.

Bu son sınavımız olsun. Biz kalanlara öyle büyük bir ders olsun ki bir daha yaşanmasın böylesi acılar…

Sorumsuz davrandığımız her alan bizim felaketimiz oluyor. Bu son felaketimiz olsun.

İş ahlakı ve toplumsal sorumluluğun önemini yaşayarak öğrenmek zorunda kalmayalım artık. Silkelesin hepimizi…

İnşaat teknolojisiyle dünyada övünen bir ülke olarak yıkılan binaların içinde ölen insanlarımız, bir felaketten çok öte bir utanç olsun hepimize…

Canımızın bu kadar yanmadığı günler diliyorum herkese…

Allah bundan sonrası için korusun saklasın. Hayatını kaybedenlere rahmet, geriye kalanlara da güç ve sabır versin. Bizlere de aklı selim, ahlâkı selim ve kalbi selim olmayı nasip etsin…


Nermin Elmas


Haykır bakalım yalnızlık kuşu, haykır...

İmdat iste bizler için de haykır, çünkü tüm dertlerimizi dile getirecek en sıradan sözcüklerimiz, kafiyemiz ve veznimiz yoktur bizim.

Wolfgang Borchert

167 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Oblomovluk

Comments


EĞİTİMLİK

eğitimi düşünen blog

bottom of page