Dr. Ali Fuat Beşkardeş ile Röportaj: “Çünkü okumak; insana, insan ruhuna iyi gelir…”

Güncelleme tarihi: 16 Kas

Alanın yetkin isimlerden olan psikiyatrist Dr. Ali Fuat Beşkardeş, ruh sağlığını okuma yoluyla iyileştirme olarak bilinen “Bibliyoterapi” hakkında sorularımızı yoğun mesaisinden vakit ayırıp samimiyetle cevapladı. Her alanda olduğu gibi ruh sağlığı için de kitapların önemine değinilen röportajımızın okuma kültürüne katkı sağlaması dileğiyle sizleri Hocamızın yanıtlarıyla baş başa bırakıyoruz.

- Sizi tanıyarak başlayalım. Dr. Ali Fuat Beşkardeş kimdir, kendinizden bahseder misiniz? İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. İhtisasımı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalında 2008 yılında tamamladım. Uzmanlık tezim “Geropsikiyatri” (Yaşlılık Psikiyatrisi) üzerineydi. Daha sonra 2020 yılında İstanbul Üniversitesi AUZEF’den Sosyoloji lisansını tamamladım. Şu anda serbest psikiyatri hekimliği yapıyorum. Aynı zamanda bir üniversitede yarı zamanlı ders vererek öğretim üyesi olarak görev yapmaktayım.

-Mesleğinizin sınırlarını belirleyerek devam edecek olursak, "Psikiyatri Doktorluğu" nedir? Nasıl tanımlarsınız?

Psikiyatri; ruh sağlığı ve hastalıklarıyla ilgilenen tıp branşı. Teşhis ayırıcı tanı ve tedavi yanında koruyucu ruh sağlığıyla da ilgileniyoruz. Tıp fakültesini bitirdikten sonra Tıpta Uzmanlık Sınavına (TUS) girerek 4/5 sene içinde psikiyatri uzmanı olunabilmektedir.


- Ruh sağlığını okuma yoluyla iyileştirme olarak bilinen “Bibliyoterapi” günümüzde farklı kitlelerin dikkatini çeken bir konu hâline dönüşmüştür. Bibliyoterapi nedir, açıklar mısınız?

Bibliyoterapi; kitaplarla tedavi, okuyarak farkındalık, iç görü kazanılması ve bu şekilde şifalanma anlamına geliyor. Bibliyoterapi, en bilinen anlamıyla kitapların iyi oluş sürecine yardım etmesidir. Seçilen uygun kitapla bireyin hastalığı ve iyileşme süreciyle ilgili konular ele alınarak farkındalığını arttırmada kullanılan psikoterapiye yardımcı bir tedavi yöntemidir. Çoğunlukla bilişsel-davranışçı terapi (BDT) yöntemine ek olarak uygulanan bu yaklaşım, kişilerin tanı aldığı hastalıkla ilgili makaleler, yazılar, kitaplar gibi materyaller kullanarak hastalık ve iyileşme sürecine uygun bilgileri aktarmakta faydalı olmaktadır. Klinik bibliyoterapinin temel amacı ise bireyin hastalığı veya sorunu ile ilgili anlayışını arttırmak ve derinleştirmektir. Hastalık ve süreci ile ilgili eğitimi sağlayabilir veya bireyin tedaviyi anlamasını ve kabul etme şansını arttırabilir. Bu tedavi yöntemiyle danışan sadece hekim veya psikolog görüşmelerinde değil görüşme (seans) dışında da problemlerini veya hastalığını ele alabilmektedir.


- Kadim kültürlerde okuma yoluyla tedavi yapıldığına dair izler görmekteyiz. Bibliyoterapi’nin tarihçesinden bahseder misiniz?

Hikâye anlatma, yaratıcı yazma ve okuma, terapötik (tedavi edici) etkileri uzun zamandır bilinmektedir. Edebiyatın iyileştirici bir yöntem olarak kullanılması, Yunan kütüphanelerinin şifalı güçlere sahip kutsal yerler olarak görülmesiyle çok eskiye kadar uzanır. Benjamin Rush, bibliyoterapi kullanımını tavsiye eden ilk Amerikalı doktordur. Diğer bir isimse Dr. John Minson Galt II 1846’da bibliyoterapi üzerine yeni ufuklar açan bir makale yazmıştır. Ancak kendisi daha çok 1853’te kaleme aldığı ve okumanın beş faydasını listelediği “On The Reading, Recreation and Amusements of The Insane” yazısı ile bilinmektedir. 1950’lerde Carolyn Shrodes’in insanların hikâyelerde tanımladıkları karakterlerden büyük ölçüde etkilendiği fikrine dayanan teorik bir model geliştirdiğinde daha da arttı. American Library Association (Amerikan Kütüphane Birliği) 1966’da resmî bir tanım yayınladı ve 1969’da Association for Poetry Therapy (Şiir Terapileri Derneği) bir tedavi yöntemi olarak şiir terapisi ve bibliyoterapiyi kabul etti. Kütüphaneci Rhea Rubin 1978’deki çalışması “Bibliyoterapiyi Kullanma: Kuram ve Uygulamaya Yönelik Kılavuz” (Using Bibiliotherapy: A Guide to Theory and Practice) bu alandaki gelişmelere büyük katkı sağladı. 1983 yılında International Federation for Biblio/Poetry Therapy (Uluslararası Bibliyoterapi – Şiir Terapisi Federasyonu) kuruldu.


- Bibliyoterapi tedavi sürecinin hangi aşamalarında kullanılabilir? Önleyici tedbir olarak uygulanması konusunda neler düşünmektesiniz?

Bireyin kendisini tanımasına ve keşfetmesine yardım etmektedir. Farkındalığı arttırma, olumlu benlik duygusu geliştirme ve problem çözme becerilerini kazanmada etkilidir. Günlük yaşamın stresini azaltmak, yeni değerler, düşünceler ve davranışlar edinme açısından faydalıdır. Empati becerisini arttırmakta ve yeni süreçlere uyum sağlamayı kolaylaştırmaktadır. İletişim çatışmalarını azaltmada alternatif çözüm önerileri üretmede etkilidir.


- Her vaka üzerinde uygulamak mümkün mü? Aksine belirli vakalar için mi uygulanır? Bibliyoterapi uygulayan sağlık profesyonelleri, hafif ve orta belirtiler gösteren bireylerde okuma etkinliklerinin tedavide başarılı olduğu sonucuna varmışlardır. Bibliyoterapi, çeşitli klinik ortamlarda birçok psikolojik sorunlara uygulanmıştır. Özellikle klinik anlamda da öfke kontrol bozuklukları, aile içi iletişim problemleri ve aile krizleri, yeme bozuklukları, anksiyete, duygu durum bozuklukları, agorafobi, alkol-madde bağımlılığı ve strese bağlı ruhsal bozuklukların tedavisinde bibliyoterapinin başarıyla kullanıldığını bildirilmiştir.


-Belirli bir yaş aralığı gözetiliyor mu? Her yaş grubu için uygun mu?

Günümüzde bibliyoterapinin ruh sağlığı uzmanları, kütüphaneciler ve rehber öğretmenler tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Çok yönlülüğü ve uyarlanabilirliği onu her türden kendini geliştirmeye açık bireyler için mükemmel bir seçenek yapmaktadır. Bu yöntem ile sağaltım süreci yaşamak isteyen danışanlar her yaş ve gruptan olabilirlerken tek gerekli olan koşul kişinin okumaya niyetli ve istekli olmasıdır.


- Daha önce bu metodu uygulama fırsatınız oldu mu? Başarı oranı nedir, olumsuz geri dönüş aldınız mı?

2008’den beri BDT terapi ekolüne ve şema terapiye destekleyici olarak klinik pratiğimde bibliyoterapi ve sineterapi uygulamaktayım. Herhangi bir olumsuz geri dönüş almadım ve terapi ödevlerini düzenli yapan hastalarımda daha çabuk iyileşme ve nüksetme oranlarında belirgin azalma gözlemlediğimi de belirtmek isterim.


- Ülkemizde bu metot hakkında farkındalık düzeyi nedir? Bibliyoterapi uygulamasını yapan belirli kuruluşlar var mı?

Türkiye’de kütüphane çalışanlarının bir tıp kuruluşunda tedavi içinde aktif rol alması fikrinin kütüphaneciler arasında bile tartışmalı olduğu söylenebilir. Türkiye’de bibliyoterapi fikri ilgi görmeye başlar ve kütüphanecilik disiplini içinde de uygulama alanları bulmaya başlarsa bu sınıflandırmada çok farklı olmayacaktır. Fakat değişen ve gelişen bilgi dünyasıyla insani ihtiyaçlar ve istekler, bilgi merkezleri ve kütüphaneleri olduğu gibi bibliyoterapiyi de bambaşka şekilde karşımıza çıkarabilir. Türkiye’de bibliyoterapinin tanıtılması çalışmalarının yapılması için disiplinler arası ortaklaşa bir çalışma gerektirdiği fikri benimsenmelidir. Bibliyoterapi çalışmalarının Türkiye’de etkinlik kazanması için bilgi yöneticileri/kütüphaneciler disiplinler arasında birleştirici bir rol üstlenmelidir. Bunun için öncelikle bilgi yönetimi/kütüphanecilik bölümlerinde bibliyoterapi derslerine yer verilmelidir. Hollanda’da ders programında bibliyoterapinin yer alması buna örnek gösterilebilir.


- Bir meslektaşınız ya da öğretmenler, bu metodu neden kullanmalı/tavsiye etmeli?

Ruhsal yönden sağlıklı olmada bireyi destekleyen bu tedavi yaklaşımı, literatürden oldukça faydalanır ve maliyeti de oldukça uygun bir yöntemdir. Bu tedavi yöntemiyle danışan sadece psikiyatrist veya psikolog görüşmelerinde değil görüşme (seans) dışında da problemlerini veya hastalığını ele alabilmektedir. Aynı zamanda problem veya hastalık her ne ise birçok bireyin aynı durumu yaşadığı ve iyileşme sağladığı hissini de vermektedir. Bu nedenle görüşmeler dışında danışana tamamlaması gereken okuma ev ödevleri sunma tedavi için de faydalıdır. Bibliyoterapi bilimsel olarak üzerinde çalışılması gereken bir tedavi yöntemidir. Bilim insanlarınca bile tam anlamıyla anlaşılamayan bir şekilde insan ruhunu tedavi etmektedir. Günümüz teknolojisinin insanı sadece sanal olarak sosyalleştirdiği ama aslında daha da yalnızlaştırdığı, antidepresan kullanımlarının geçmişe göre oldukça arttığı, intihar ile ölüm vakalarının yanında stresin birçok fiziksel hastalığa yol açtığının bilindiği bir çağda kendimize yapabileceğimiz en faydalı uygulama ruhumuzu iyileştirmeye ve sağlıklı tutmaya çalışmak olmalıdır. Bibliyoterapi ise bunu sağlamanın en pratik yollarından birisidir ve bilgi kaynaklarının efendisi olmaya çalışan kütüphaneciler de bibliyoterapinin her alanda en öndeki savunucusu olmalıdırlar.


- Son olarak izinizden gelecek genç meslektaş adaylarınıza ve gelişim çağlarında çocukların en yakınlarından birisi olacak öğretmen adaylarına tavsiyelerinizi alabilir miyiz?

Türkiye’de oldukça genç bir görüş sayabileceğimiz bibliyoterapinin kalıcı bir şekilde hayata geçmesi için ilk olarak genç nesil hedef alınmalı ve özellikle ilkokul ve lise eğitiminde bibliyoterapinin ne şekilde uygulanması gerektiği tartışılmalıdır. Erken yaşta kitap sevgisi, eleştirel okuma ve bibliyoterapi bilinci kazanacak olan nesiller gelecekte daha üretken ve daha donanımlı olarak hayatlarını sürdüreceklerdir. Bu anlayışın daha hızlı ve pratik bir şekilde hayata geçirilmesi için ilköğretimlerde seçmeli olarak verilen medya okuryazarlığı dersinden yararlanılabilir. Ders içeriğine bibliyoterapi de eklenerek öğrencilerde bu bilincin oluşturulması sağlanıp daha sonra ayrı bir seçmeli ders haline getirilebilir. Bibliyoterapistin hem klinik anlamda yeterli hem de geniş bir kütüphaneye sahip olması gerekmektedir. Kitapların psikolojik etkisini yani ruhsal iyileştirme gücünü hafife alamayız. Hafife almak bir yana mutlaka kullanmalıyız. Kitapların bibliyoterapik etkisinden yararlanmak için yapacağımız şey ise bellidir ve çok basittir: Okumak, bol bol okumak, keyifle okumak, hep okumak. Çünkü okumak; insana, insan ruhuna iyi gelir…


Röportaj: Enes ÇALIŞKAN

368 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör