• Heyecan - Gri Çember
  • YouTube - Gri Çember
  • Instagram - Gri Çember

Copyright © 2019  Eğitimlik - Eğitimi Düşünen Blog

Ölü Ozanlar - Sistemler

Defalarca anlatmış olmaktan ötürü dilinde tüy bitmiş bir topluluk var. Buna rağmen bir türlü rayına oturtulamayan bir sistem var. Bugünün çocuklarını dünün yöntemleri ile eğitirsek yarınlarından çalarız, değil mi? Oysa bu görüşün tam zıddında yer alan, kafasını geçmişin topraklarına gömmüş, üstelik bildiğini okumaktan da vazgeçmeyen saplantılı bir güruh var. Aslında en önemlisi, yarınlarından çalınan bir gençlik var!


Henüz benim de dilimde tüy bitmemişken içimdekileri dile getireyim. Ölü Ozanlar Derneği (Dead Poets Society) 1989 yapımı bir filmdir. Senaryosu oldukça ilgi çekicidir. Hatta zamanında En İyi Özgün Senaryo Akademi Ödülü'nü alır. Filmdeki olaylar 1959 senesinde geçer. Seyirciye yansıtılanlar muhakkak ki o dönemki şartlar ve sistemlerdir. Ancak eser büyüyerek bugüne değin uzanmıştır. Böylelikle seyircilerin o günkü sistemle bugünkü sistemi ayırt etmekte zorlanacak olmaları muhtemeldir. Çünkü Ölü Ozanlar Derneği; durağan ve ütopik değil, aksine oldukça dinamik ve gerçekçidir.

Kaynak: people.com

Ölü Ozanlar Derneği, en sade tabirle bir sistem eleştirisidir. Hatta ölmüş bir sisteme olan düşkünlüğü durdurma girişimi olarak da görülebilir. Eğitim sistemini ve bir bakıma hayat düzenini eleştirdiği açıktır. Ele aldığı sıkıntıların günümüzde hâlen devam ettiği göz önüne alındığında eleştirisinin ne kadar yerli yerinde olduğu ortadadır. Film, birçok insanın düşündüğü ancak ifade etmeye cesaret edemediği fikirleri ayan beyan dışa vurmuştur. Bu girişim farkındalık oluşturmuştur.


Kimilerine göre gökyüzü altında söylenmemiş söz olmasa da Ölü Ozanlar Derneği’nden aldığım cesaretle hürce konuşmak istiyorum. İnsanlar yüzyıllardır eğitim üzerine düşünüyorlar, hatta bu düşüncelerin pek çoğu hayata geçiriliyor. Ama bir yanda da uzun uzun düşünülmüş ancak hayata geçirilememiş, geçirilse dahi olgunlaşmadan kurumuş fikirler var. Bu fikirlerden birisi de şudur: Eğitim sistemimiz dünü gayet iyi okuyor ancak bugünü ve geleceği okumakta yetersiz kalıyor. Bu sebeple ne yazık ki içinde bulunulan çağın ve gelecek çağların varlığından habersiz bir eğitim sisteminin panoramasını görüyoruz. Bu panorama varlığını sürdürüyor hâlen. Sonucunda ne mi oluyor? Eğitim sistemimiz çoğunluğa göre distopya timsali oluyor. Yetmiyor, birçok gencin yarınları çalınıyor. Artık bu duruma ses çıkarmak yetersiz. Vakit icraat vaktidir! Sistemlerin de geçerliğini yitirebileceği, ömrünü tamamlayacağı unutulmamalı. Gelecek çağları sağlamca inşa edemeyeceğimiz bu sistemi acilen güncellemeli ve geliştirmeliyiz. Tarihsel zaman etkisini göz önünde bulunduran, çağın gereklerini karşılayabilecek, anı yaşayan ve anın yaşanmasına imkân veren, geleceği inşa etmeye kararlı, özetle canlı bir eğitim sistemine ihtiyacımız var. Artık her şeyin geç geldiği bir yer olmaktan çıkmalı yurdumuz!

Eğitim sisteminin yalnızca canlı olması kâfi değildir. Eğitim sistemi; bireysel farklılıklara dikkat eden, insanların kendilerini gerçekleştirmelerine olanak sağlayan bir yapıda olmalıdır. Unutulmamalıdır ki insanlar kar taneleri gibi birbirlerinden farklıdır, asla tek tip değildir. Nitekim kimse kendisine fabrika benzeri bir sistemde imal ediliyormuş gibi bakılmasını, davranılmasını istemez. İnsanın özünde yatan cevherler hayata geçirilmeli, bunun sonucunda insan kendini gerçekleştirebilmelidir. Sistem bu uğurdaki olanakları kısıtlamamalıdır. Belirli kalıplara oturtulmamış, kendisi olarak anı yaşayan insanlar daha iyi bir çağ başlatacaklardır. Sistemdeki unsurlar güncelleme ve geliştirme sağlanmadığı takdirde Neil gibi zamanla kendini yok edecektir…


Yazımda bahsetmiş olduğum, olması gerektiğini düşündüğüm hayat düzeni ve eğitim sistemi şiirsel bir biçimde Ölü Ozanlar Derneği’nde anlatılıyor. Ayrıca mevcut sistem de olabildiğince eleştiriliyor. Geç olmadan Ölü Ozanlar Derneği ile tanışmalısınız. Olması gerektiğine inandığı düzen için canla başla çalışan, idol bir öğretmen olan John Keating’e ve Ölü Ozanlar Derneği’nin tüm üyelerine bize bu kült eseri bıraktıkları için teşekkür ederim.

1. Dipnot: Filmde carpe diem (anı yaşa) anlayışını savunan, Ölü Ozanlar Derneği’nin başrolü ve kaptanı Robin Williams’ın 2014’te intihar etmiş olması düşündürücüdür…

2. Dipnot: Filmi seyrettikten sonra zihninizde oluşacak şiirsel tat ile beraber şiir sevginizin kabaracağına inandığımdan sizlere birkaç şiir armağan ediyorum: Aziz Nesin – Susarak, Cahit Sıtkı – Sanatkârın Ölümü, Cemal Süreya – Uçurumda Açan…


Süleyman AKSOY


#film #filmtanıtımı #eğitim #alternatifeğitim #öğretmen #şiir #süleymanaksoy

76 görüntüleme